Protein denince çoğu zaman akla tek bir şey gelir: kas.Oysa proteinlerin asıl gücü, onları oluşturan amino asitlerde saklıdır.
Amino asitler;– kaslarımızın– hormonlarımızın– sindirim sistemimizin– bağışıklığımızın– hatta ruh halimizintemel yapı taşlarıdır.
Yani mesele sadece “kaç gram protein aldığın” değil,hangi amino asitleri, nasıl ve ne sıklıkta aldığındır.
Amino asitler, proteinleri oluşturan en küçük yapı birimleridir.Vücudumuz bu yapı taşlarını kullanarak kendini onarır, yeniler ve dengede tutar.
Toplamda 20 amino asit vardır.Bunların 9 tanesi esansiyeldir, yani:
Vücut bu amino asitleri kendi başına üretemez.Besinlerle dışarıdan almak zorundayız.
Esansiyel amino asitler olmadan:
Kısacası:Günlük ritmimiz bozulur.
İyi bir protein kaynağı, bu 9 amino asidi dengeli ve sindirilebilir şekilde sunabilmelidir.
Bitkisel proteinler uzun süre “eksik” veya “yetersiz” olarak etiketlendi.Ama gerçek şu:
Doğru kaynaktan gelen bitkisel protein, amino asit açısından son derece güçlü olabilir.
Burada kritik olan şey:
Ve tam bu noktada kabak çekirdeği proteini devreye giriyor.
Kabak çekirdeği proteini, bitkisel proteinler arasında en dengeli amino asit profillerinden birine sahiptir.
Öne çıkanlar:
Koolseed, 9 esansiyel amino asidin tamamını içeren kabak çekirdeği proteinini;doğal dengesi bozulmadan, sindirimi kolay ve günlük ritüellere entegre olacak şekilde sunar.
Bu yüzden:
Koolseed için protein, sadece “spor sonrası” bir ürün değildir.Biz proteini, günlük bir ritüelin parçası olarak görüyoruz.
Çünkü:
vücuduna sadece protein değil, dengeli amino asitler, doğal mineraller ve sürdürülebilir enerji veriyorsun.
Koolseed felsefesi:
Az ama doğru.Sade ama fonksiyonel.Vücudu zorlamadan destekleyen.
Amino asitleri izole edip abartmak yerine, doğal dengesi bozulmamış bir kaynakla sunmayı seçiyoruz.